YAZARLAR

İbrahim Güler

Sertaç Tok

Sedat Eryürek

Ali Farsak

Hasan Doğan

 

Asmmmo TV
Asmmmo Cafe
Asmmmo Enstitü

Luca

6455 SAYILI KANUNLA VERGİ USUL, TÜRK TİCARET VE TÜRK BORÇLAR KANUNU'NDA YAPILAN ÖNEMLİ DÜZENLEMELER.

Adana, 13.06.2013
 İbrahim GÜLER

Adana SMMM Odası Vergi Mevzuatı
İnceleme Komisyonu Başkanı
 

            I- GİRİŞ:

            Gümrük Kanunu ile bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair 6455 sayılı Kanun, 11.04.2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Makale, 6455 sayılı Kanunla VUK'nu, TTK'nu ve TBK'da yapılan düzenlemelerle sınırlı olacaktır.

            Vergi Usul Kanunu'nda yapılan düzenleme ile; münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği vergi inceleme raporu ile tespit edilen ve bu nedenle mükellefiyet kayıtları terkin edilenlerden, yeniden işe başlama bildiriminde bulunanlara, mükellefiyet tesis edilebilmesi için teminat istenecektir. 3568 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan meslek mensuplarından, sahte belgeden dolayı mükellefiyeti terkin edilenlerin bu fiillerine iştirak ettiği inceleme raporuyla tespit edilenler ve bu durumu kesinleşenler hakkında 3 yıl süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanacaktır.

                Sahte belge düzenledikleri kendileri hakkında yürütülen inceleme neticesinde düzenlenen inceleme raporu ile tespit edilen ve bu durumları yargı mercileri nezdinde kesinleşenlerden ve ayrıca , 3568 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan meslek mensuplarından bu fiile iştirak ettikleri inceleme raporu ile tespit edilen ve bu durumu kesinleşenlerden de teminat istenecektir.

             Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan düzenleme ile; 2012 ve sonraki yıllara ait yevmiye defterinin kapanış onayı izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, 2012 yılında kullanılan yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı 31.03.2013 tarihine kadar, 2013 ve sonraki yıllara ait yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar  notere yaptırılabilecektir.  

                  Diğer taraftan, bağımsız denetim dışında kalan anonim şirketlerin ve 4572 sayılı Kanun kapsamındaki kooperatiflerin ve bunların bağımsız denetime tabi olmayan üst kuruluşlarının da denetime tabi tutulması hakkında düzenleme yapılmıştır.

         Türk Borçlar Kanunu'nda yapılan düzenleme ile de, krediler için verilecek kefaletlerde artık eşin rızası aranmayacaktır.  

    

            II- VERGİ USUL KANUNU'NDA YAPILAN DÜZENLEMELER:

            Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu'nun 153.Maddesinde, mükelleflerin

"İşe Başlamayı Bildirme"leri düzenlenmiştir. 6455 Sayılı Kanunla 153.Maddeden sonra gelmek üzere "Teminat Uygulaması" başlıklı 153/A Maddesi eklenmiş bulunmaktadır. Buna göre;

          1- Vergi İnceleme Raporu İle Sahte Belge Düzenleme Fiilinden,            Mükellefiyeti Terkin Edilenlerin Yeniden Mükellefiyet Tesisi İçin İşe Başlama Vermeleri: 

            Madde gerekçesine göre sahte belge düzenleme fiili çoğu zaman, sahte belge ticareti yaparak, düzenlenen her bir belge üzerinden komisyon geliri elde etmek amacıyla mükellefiyet tesis ettirenlerce işlenmektedir. Ayrıca, gayrifaal hale gelen şirketlerin, ortaklarından devralınması suretiyle meydana getirilen paravan şirketler vasıtasıyla yoğun bir şekilde sahte belge düzenlendiği görülmektedir. Sahte belgeleri alanlar gider olarak kaydetmekte ve haksız KDV iadesi almaktadırlar. Sahte belge düzenleyen veya münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirenler yargıya sevkedilmekle beraber, bu fiilleri işleyen kişilerin tekrar mükellefiyet tesis ettirmeleri ve sahte fatura düzenlemelerine karşı alınmış bir idari tedbir kanunlarımızda yer almamaktadır. Yapılan düzenleme ile bu kişilerin yeniden işe başlama bildiriminde bulunmaları halinde mükellefiyet tesisi için teminat göstermeleri istenmektedir. Teminat gösterilmemesi halinde mükellefiyet tesis edilmeyecektir.         

            Yapılan düzenlemeye göre;

            Münhasıran sahte belge (gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler VUK.Md.359/b) düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği, başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı vergi inceleme raporu ile tespit edilen ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinden vergi dairesince mükellefiyet kayıtları terkin edilen;

            a) Serbest meslek erbabı,

            b) Şahıs işletmelerinde işletme sahibi,

            c) Adi ortaklıklarda tüm ortaklar,

            ç) Ticaret şirketlerinde;        

            i- Şirketin Kanuni temsilcileri,

            ii- Yönetim kurulu üyeleri,

            iii- Şirket sermayesinin asgari %10'una sahip gerçek veya tüzel kişiler veya bunların asgari %10 ortağı olduğu veya yönetiminde bulundukları teşebbüsler,

            d) Tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenler,

            e) İnceleme raporu ile fiillerin işlenmesinde bilfiil bulundukları tespit edilenlerden,

            Yeniden işe başlama bildiriminde bulunanların, vergi dairesince, tekrar işe başlama bildirimlerinin alınması halinde, bunlar adına mükellefiyet tesis edilebilmesi için;

            * Bunların tüm vergi borçlarının ödenmiş olması,

        * Para, bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları, Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgelerle, 75.000 TL'den ve sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10'undan az olmamak üzere Teminat Verilmiş Olması Şarttır.   

            Teminat alınmasını takip eden takvim yılının başından itibaren 3 yıl içinde, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanılması hariç 359.Maddede sayılan fiillerden herhangi birinin işlenmediğinin tespit edilmesi halinde (tespitten maksat buna yönelik mutlaka bir inceleme yapılmasıdır), alınmış olan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade edilir. 

            Söz konusu fiillerin işlenmiş olduğunun tespit edilmesi halinde, mükellefiyet VUK'nun 160.maddesinin üçüncü fıkrasına göre terkin edilir. Terkin tarihi itibariyle ödenmemiş vergi borçları ile işlenmiş olan fiillerden doğan vergi borcu alınan teminattan mahsup edilir. Artan tutar mükellefe iade edilir.

            3568 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan meslek mensuplarından, yukarıda sayılan haller dolayısıyla mükellefiyeti terkin edilenlerin bu fiillerine iştirak ettiği inceleme raporuyla tespit edilenler ve bu durumu kesinleşenler hakkında 3 yıl süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanır.  Bu cezanın uygulanmasında 3568 Sayılı Kanunda yer alan usuller tatbik edilir. Sürenin sonunda, meslek mensubunun tekrar faaliyete başlamak istemesi halinde kendisinden 1 ay içinde; 

            Para, bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları, Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgelerle, 75.000 TL'den ve sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10'undan az olmamak üzere Yazıyla Teminat İstenir. Verilen sürede teminatın verilmemesi halinde, istenilen teminat tutarı teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilir ve 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edilir.

            Teminat alınmasını takip eden takvim yılının başından itibaren 5 yıl içinde mezkûr fiillerin işlendiğinin veya bu fiillere iştirak edildiğinin tespit edilmemiş olması halinde alınmış olan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması durumunda meslek mensubuna iade edilir. Söz konusu fiillerin işlendiğinin veya bunlara iştirak edildiğinin tespit edilmesi halinde, meslek mensubu hakkında meslekten çıkarma cezası uygulanır. Bu cezanın uygulanmasında  3568 sayılı Kanunda yer alan usuller tatbik edilir. 

            Bu fıkra kapsamına girenler veya bu fiillere iştirak edenler, fiilin işlendiği tarihten itibaren 6 yıl süreyle hiçbir surette vergi teşvik ve desteklerinden yararlanamazlar. 

           2- Vergi İnceleme Raporu İle Sahte Belge Düzenleme Fiilinden Mükellefiyeti Terkin  Edilen Aşağıdaki İşletmelerin Mükellefiyet Tesisi İçin İşe Başlama   Vermeleri:

            Yukarıda sayılan kişilerin ortak oldukları;

            * Adi ortaklık,

            * Ticaret şirketi ve

            * Tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin,

            İşe başlama bildiriminde bulunması halinde de, kişiler açısından yukarıda belirtilen mükellefiyet tesisi için aranan şartların tamamı, bu işletmeler için de uygulanacaktır. 

            Teminat alınmasını takip eden takvim yılının başından itibaren 3 yıl içinde, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanılması hariç 359.maddede sayılan fiillerden herhangi birinin işlenmediğinin tespit edilmesi halinde (tespitten maksat buna yönelik mutlaka bir inceleme yapılmasıdır), alınmış olan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade edilir. 

            Bu fıkra kapsamına girenler veya bu fiillere iştirak edenler, fiilin işlendiği tarihten itibaren 6 yıl süreyle hiçbir surette vergi teşvik ve desteklerinden yararlanamazlar. 

            3- Mükellefiyetin Devamı Halinde Teminat İstenmesi ve Müteselsil Sorumluluk:  

            Madde gerekçesine göre, yukarıda II/1 bölümüne ilave olarak söz konusu kişilerden mükellefiyeti devam etmekte olanlardan idari tedbir olarak teminat istenmektedir. Bu mükellefler, hukuki statülerine son verirlerse teminat göstermeyeceklerdir.

            Yapılan düzenlemeye göre;

            Yukarıda II/1 bölümünde sayılan kişilerin adi ortaklıktan dolayı mükellef olması, ticaret şirketlerinde ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde kanuni temsilci, yönetim kurulu üyesi, idareci, asgari %10 ortak olması, bunları devralması, bunlara kısmen veya tamamen devrolunması halinde, keyfiyetin vergi dairesinin öğrenmesinden itibaren 1 ay içinde;  

        * Bunların tüm vergi borçlarının ödenmesi,

       * Para, bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları, Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgelerle, 75.000 TL'den ve sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10'undan az olmamak üzere Teminat Verilmesi,             Mükelleften yazılı olarak istenir.

            Otuz günlük süre içinde şartların yerine getirilmemesi ve sayılan kişilerin statülerinin devam ettirilmesi halinde, istenilen teminat tutarı, mükellef adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilir. Tahakkuk ettirilen teminat alacağı gecikme zammı ile birlikte mükelleften takip ve tahsil edilir. Tüm vergi borçları ise mükellef ve bu kişilerden müteselsil sorumlu olmak üzere 6183 Sayılı Kanuna göre takip ve tahsil edilir.              

            Teminat alınmasını takip eden takvim yılının başından itibaren 3 yıl içinde, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanılması hariç 359.Maddede sayılan fiillerden herhangi birinin işlenmediğinin tespit edilmesi halinde (tespitten maksat buna yönelik mutlaka bir inceleme yapılmasıdır), alınmış olan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade edilir. 

            Bu fıkra kapsamına girenler veya bu fiillere iştirak edenler, fiilin işlendiği tarihten itibaren 6 yıl süreyle hiçbir surette vergi teşvik ve desteklerinden yararlanamazlar. 

            4- VUK'nun 359.Maddesi Gereği Sahte Belge Düzenlediği Kendileri Hakkındaki Vergi İnceleme Raporu İle Tespit Edilip Bu Durumları Kesinleşenlerden Teminat İstenmesi:

            Madde gerekçesine göre; II/1 bölümünde bahsedilen mükellefiyeti terkin edilenlerin haricinde, sahte belge düzenledikleri kendileri hakkında yürütülen inceleme neticesinde düzenlenen inceleme raporu ile tespit edilen ve bu durumları yargı mercileri nezdinde kesinleşenlere idari tedbir uygulanacaktır. Sahte belge düzenleme fiili bir tüzel kişilik bünyesinde işlenmişse teminat bu fiili işleyen gerçek kişiden değil, tüzel kişilikten istenecektir. 

            Yapılan düzenlemeye göre;

            Yukarıdaki II/1 bölümünde bahsedilen mükellefiyeti terkin edilenlerin haricinde, VUK'nun 359.maddesinde yer alan sahte belge düzenleme fiilini işledikleri (bizzat kendilerine ait) inceleme raporu ile tespit edilenlerden bu durumları kesinleşenlerin keyfiyetin vergi dairesinin öğrenmesinden itibaren 1 ay içinde;  

            Para, bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları, Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgelerle, 75.000 TL'den ve sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10'undan az olmamak üzere 30 gün içinde Teminat Göstermesi istenir. Fiil, tüzel kişilik veya tüzel kişiliği olmayan teşekkül bünyesinde işlenmişse teminat bunlardan istenir. Verilen sürede şartların yerine getirilmemesi halinde, istenilen teminat tutarı mükellef adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilir ve 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edilir.

             Teminat alınmasını takip eden takvim yılının başından itibaren 5 yıl içinde sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanılması hariç, 359.maddede sayılan fiillerden herhangi birinin işlendiğinin tespit edilmemesi halinde (tespitten maksat fiillerin işlenmemesi olup mutlak inceleme gerektirmez) alınmış olan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade edilir. 

            Söz konusu fiillerin işlenmiş olduğunun tespit edilmesi halinde, vergi borçları ile işlenen fiilden doğan vergi borçları teminattan mahsup edilir. Ayrıca, mükelleften yeniden teminat istenir. Verilen sürede teminatın gösterilmemesi halinde istenilen teminat tutarı teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilir ve 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edilir.

            3568 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan meslek mensuplarından yukarıdaki fiillere iştirak ettiği inceleme raporu ile tespit edilen ve bu durumu kesinleşenlerden 1 ay içinde; 

            Para, bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları, Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgelerle, 75.000 TL'den ve sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10'undan az olmamak üzere Yazıyla Teminat İstenir. Verilen sürede teminatın verilmemesi halinde, istenilen teminat tutarı teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilir ve 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edilir.

            Teminat alınmasını takip eden takvim yılının başından itibaren 5 yıl içinde mezkûr fiillerin işlendiğinin veya bu fiillere iştirak edildiğinin tespit edilmemiş olması halinde alınmış olan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması durumunda meslek mensubuna iade edilir. Söz konusu fiillerin işlendiğinin veya bunlara iştirak edildiğinin tespit edilmesi halinde, teminat alacağı gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsil edilir.

            Mezkûr fiilleri işledikleri veya bu fiillere iştirak ettikleri inceleme raporu ile tespit edilenlerden bu durumları kesinleşenler, fiilin işlendiği tarihten itibaren 6 yıl süreyle hiçbir surette vergi teşvik ve desteklerinden yararlanamazlar. 

            5- Teminattan Sonra Tahakkuk Eden ve Ödenmeyen Vergi Borçları:

            Teminatın alındığı tarihten sonra tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen vergi borçlarının tutarı, alınan teminat tutarının %10'unu aşması halinde, teminat paraya çevrilerek 6183 sayılı Kanunun 47.maddesi uyarınca mükellefin borçlarına mahsup edilir ve mükelleften teminat tutarının tamamlanması istenir. Teminatın tamamlanmaması halinde istenilen teminat tutarı mükellef adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilir ve 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edilir.

            Bu fıkra kapsamına girenler veya bu fiillere iştirak edenler, fiilin işlendiği tarihten itibaren 6 yıl süreyle hiçbir surette vergi teşvik ve desteklerinden yararlanamazlar. 

            III- TÜRK TİCARET KANUNU’NDA YAPILAN DÜZENLEMELER:

            1- Yevmiye ve Yönetim Kurulu Karar Defterinin Kapanış Onayı:           

            6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle, yevmiye defterinin kapanış onayı izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar notere yaptırılabilecektir.

            Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu’nun 219/b maddesine göre kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde yevmiye defterine kayıtlar 45 gün

içinde yapılabilmektedir. Son işlemin yılın son günü yapılması durumunda yevmiye defterine yapılacak olan kayıt 15 Şubata kadar uzayabileceğinden uygulamada sıkışıklığa sebep olabilecekti. Bu son derece haklı gerekçe ile yevmiye defterinin kapanış onayı izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar uzatılmak suretiyle 14.02.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan şekline getirilmiş ve 6335 sayılı Kanunla yapılan hata da düzeltilmiş olmaktadır.  

            Diğer taraftan, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılabilecektir.

            Yönetim kurulu karar defteri, ticari defter (bkz, TTK.md.64/4) olmakla birlikte muhasebe ile ilgili bir defter değildir. Alınan kararların, karar defterine geçirilmesi bir süreç gerektirmemektedir. Ayrıca, çifte defter tutmanın önüne geçilebilmesi bakımından eski defterin kısa bir sürede kapanış tasdikinin yapılması uygun olacağı gerekçesiyle, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayının izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılması şeklinde yapılan değişiklik de son derece yerinde olmuştur.

            Yapılan düzenlemede yevmiye defterinin kapanış onayına ilişkin hüküm 6455 sayılı Kanunun 90/b maddesine göre 01.01.2013 tarihinden geçerli olmak üzere yayını tarihinden, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise yayını tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğinden; netice itibariyle 2012 yılına ait yönetim kurulu karar defterlerinin normal hesap dönemine sahip işletmeler açısından 31.03.2013 tarihine kadar, yevmiye defterlerinin ise 30.06.2013 tarihine kadar kapanış tasdiklerinin yapılmış olması gerekmektedir.      

            2- Devlet, İl Özel İdaresi, Belediye, Köy İle Diğer Kamu Tüzel Kişilerinin Ortak Olduğu           Şirketlerde Yönetim Kurulu:

            6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 359.maddesine eklenen (5) numaralı fıkra ile kamu tüzel kişilerinin ortak olduğu şirketlerde birden fazla gerçek kişi temsilci bulundurma imkanı getirilmiştir. Buna göre; Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin pay sahibi olduğu şirketlerde, sayılan iş bu tüzel kişiler veya bu tüzel kişilerin gerçek kişi temsilcileri yönetim kuruluna seçilebilir. Sayılan kamu tüzel kişilerinin ortak olduğu şirketlerin yönetim kurulu üye sayısı iki’den fazla ise ve yönetim kurulunun tamamı aynı kamu tüzel kişisinin temsilcisi değilse, kamu tüzel kişisini temsilen, birden fazla gerçek kişi yönetim kuruluna seçilebilecektir.   

            3- 23.01.2013 Tarih ve 28537 Sayılı Resmi Gazete’de Yayınlanan Bakanlar Kurulu      Kararı Gereği Bağımsız Denetim Dışı Kalan Şirket ve Kooperatiflerin Denetime Tabi             Tutulması:

            Bilindiği üzere, 6102 sayılı TTK’nun 397/4.maddesi gereği denetime tabi olacak şirketlerin Bakanlar Kurulunca belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Bakanlar Kurulunca 23.01.2013 tarih ve 28537 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre;

            a) Tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte, aktif toplamı yüzelli milyon ve üzeri, yıllık net satış hasılatı ikiyüz milyon ve üzeri ve çalışan sayısı olarak beşyüz ve üzeri, olmak üzere tespit edilen bu üç ölçütten en az ikisini sağlayan şirketler,     

            b) Mezkûr kararın (I) sayılı listesinde yer alan şirketler,

            c) Mezkûr kararın (II) sayılı listesinde yer alan şirketler,

            Bağımsız denetime tabi olacaklardır.

            Yapılan düzenlemede 6102 sayılı Kanun’un 397.maddesine eklenen (5) numaralı fıkra ile, yukarıda sayılan ölçütlerin altında altında olup bağımsız denetim dışında kalan Anonim Şirketlerin ve 4572 Sayılı Kanun kapsamındaki kooperatiflerin ve bunların bağımsız denetime

tabi olmayan üst kuruluşlarının denetlenmesi amaçlanmıştır. Bunların denetimine ilişkin usul ve esaslar, denetim yapacak denetçilerin nitelikleri, seçilmelerine, görevden alınma ve ayrılmaları, denetimin ve denetim raporunun içeriği v.b. hususlar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecektir.       

            Yukarıda izah edilen düzenlemeye paralel olarak, 6102 sayılı Kanun’un 397.maddesine eklenen (6) numaralı fıkra ile de, (5) numaralı fıkra ile denetlenmesi istenen Anonim Şirketlerin ve 4572 Sayılı Kanun kapsamındaki kooperatiflerin ve bunların bağımsız denetime tabi olmayan üst kuruluşlarının söz konusu denetimi yaptırmamaları durumunda, bunların finansal tabloları ile yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarının düzenlenmemiş hükmünde olacağı ayrıca hükme bağlanmıştır.

            Dikkati çeken diğer bir husus (5) numaralı fıkranın son cümlesinde 6102 sayılı Kanundaki denetçinin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin bağımsız denetim dışı kalmış anonim şirket ve kooperatifler ile üst kuruluşlarının denetiminde görev yapacak denetçilere de kıyas yoluyla uygulanacak olmasıdır. Buradan da anlaşıldığı üzere 3568 sayılı Kanuna tabi meslek mensuplarını, eski murakıplığın çok ötesinde, ciddi ve sorumluluğu olan bir denetim işi beklemektedir.   

            4- Denetçinin Rotasyonu:

            6102 sayılı Kanun’un 400.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi değiştirilmek suretiyle, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların tespiti Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumuna verilmiştir. Yapılan düzenlemeye göre;             

            On yıl içinde aynı şirket için toplam yedi yıl denetçi olarak seçilen bir denetçi, üç yıl geçmedikçe denetçi olarak yeniden seçilememektedir. Bu konuda uygulamaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ve belirtilen sürenin kısaltılması yetkisi Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumuna verilmiştir.

            5- 397.Maddenin 5 ve 6.Fıkraları ile Getirilen Denetimlerden Limited Şirketlerin       Hariç Tutulması:

            Yukarıda III/3. bölümde bahsedilen ve 6102 sayılı Kanun’un 397.maddesine eklenen (5) numaralı fıkra ile Anonim Şirketlerin ve 4572 Sayılı Kanun kapsamındaki kooperatiflerin ve bunların bağımsız denetime tabi olmayan üst kuruluşlarının denetlenmesi ile ilgili olarak yapılan düzenlemede limited şirketler hariç tutulmuştu. Ancak 635.madde bu duruma aykırı olduğundan ve 635. maddede de değişiklik yapılması gerektiğinden yapılan düzenleme ile, 635.maddedeki ifade düzeltilmiş ve limited şirketler 397. maddenin 5 ve 6.fıkraları ile getirilen denetimin dışında tutulmuştur.

             IV- TÜRK BORÇLAR KANUNU'NDA YAPILAN DÜZENLEME:

            6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Eşin Rızası" başlıklı 584.maddesine eklenen aşağıdaki fıkra ile ticari hayatın doğal akışını kolaylaştırmaya yönelik değişiklik amaçlanmış olup kredi kefilliğinde eşin rızası aranmayacaktır. Yapılan düzenlemeye göre;

                      * Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde,

                     * Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf ve sanatkârlar tarafından verilecek kefaletlerde,

          * Kamu Sermayeli Bankalar tarafından yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletlerde,

                   * Tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletlerde,

            Eşin Rızası Aranmayacaktır.