YAZARLAR

İbrahim Güler

Sertaç Tok

Sedat Eryürek

Ali Farsak

Hasan Doğan

 

Asmmmo TV
Asmmmo Cafe
Asmmmo Enstitü

Luca

 

HASAN DOĞAN
Y e m i n l i M a l i M ü ş a v i r
Meslek Sicil No: 01101610
 
 
6102 Sayılı T. Ticaret Kanununda Yer Alan
TÜRKİYE MUHASEBE STANDARTLARI VE UYGULANABİLİRLİĞİ
 
 
1.      GENEL BİLGİLER
 
1/7/2012 tarihinde genellikle yürürlüğe girecek olan 6102 Sayılı T. Ticaret Kanunu’nun 64 üncü maddesine göre,
“Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle malvarlığı durumunu, Türkiye Muhasebe Standartlarına ve 88 inci madde hükümleri başta olmak üzere bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır.”
88 inci madde hükümlerine göre ise,
“64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler gerek ticari defterlerini tutarken, gerek münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak ve bunları uygulamak zorundadırlar.”
Yasanın defterlerle ilgili 64-86 ıncı maddeleri hükümlerine uymayanlar iki yüz günden az olmamak üzere, 88 inci maddesi hükümlerine uymayanlar ise yüz günden üç yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacaklardır. (6102 TTK. Md.562)
Türkiye Muhasebe Standartları, yasanın yukarıda sözü edilen hükümleri ile ve Yasa’da daha sonra yer alan hükümler gereğince T. Ticaret Kanunu’nun ayrılmaz bir parçası olmuş ve bu yasa hükümlerini tamamlayan metinler durumuna gelmiştir.
Gene 88 inci madde hükümlerine göre, Türkiye Muhasebe Standartları ilgili düzenlemeler,
“ uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına tam uyumlu olacak şekilde, yalnız Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından belirlenir ve yayımlanır.”
Buna göre Türkiye Muhasebe Standartları, ilgili kurul tarafından gerektikçe değiştirilecek, bunlara ekler yapılacak yada bazıları kaldırılabilecektir. Böylece Türkiye Muhasebe Standartları, T.Ticaret Kanunu’nun sürekli değişir hükümleri olacaktır.
Türkiye Muhasebe Standartları(TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) 41 Adet T. Muhasebe Standart’ı, 12 Adet T.Finansal raporlama Standart’ı biçiminde hazırlanmış çok geniş metinlerdir. Ayrıca bu standartları bir araya getiren daha derli toplu Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler için Türkiye Finansal Raporlama Standardı (KOBİ TFRS)” adını taşıyan bir tebliğ yayımlanmıştır. (KOBİ TFRS) 35 bölüm ve 191 sayfadır.
TMS ve TFRS uygulamalarının amacı,
1.Tacirlerin ticari işlemleriyle malvarlığı durumunu açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak (6102 TTK. Md.64);
2. Uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak(6102 TTK. Md.88);
3. İşletmenin finansal durumu, finansal performansı ve nakit akışları hakkında geniş bir kullanıcı kitlesinin ekonomik kararlar almalarına yardımcı olmak için bilgi sağlamak (TMS 1);
4. İşletme yöneticilerin kendilerine emanet edilen kaynakları ne etkinlikte kullandıklarını da göstermek(TMS1)
tir.
6102 Sayılı T.Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte,Türkiye Muhasebe Standartları, muhasebede ve muhasebe dışındaki bazı alanlarda da, özellikle işletmelerin denetiminde de en küçük işletmelerden en büyük işletmelere kadar, iş hayatını ağır ceza yaptırımları ile birlikte geniş ölçüde etki altına alacaktır.
İş dünyası ve muhasebe uygulamalarını yapan meslek mensupları, bir taraftan vergi mevzuatı ile dolu biçimde uğraşırken, yeni T.Ticaret Kanunu’nun bir ceza kanunu gibi ağır cezalarla donatılmış, bir çok çelişkileri bulunan olgunlaşmamış bir metin durumundaki hükümlerinin uygulamaları ile de boğuşacaktır.
Biz burada yalnız hazırlanmış Türkiye Muhasebe Standartları metinleri ve bunların uygulanabilirliği üzerinde duracağız.
 
2.AVRUPA BİRLİĞİNDE MUHASEBE STANDARTLARI:
 
Dünyada öteden beri, uluslararası menkul kıymet borsaları kotasyonunda bulunan işletmelere yatırım yapacak yatırımcılara yardımcı olmak için, işletmelerin muhasebesinde ve muhasebeye dayanılarak hazırlanan finansal tablolarında birlik, görünürlük ve güvenirlik sağlamak için, muhasebe ve raporlama standartları getirmek amacı ile çalışmalar yapılmıştır.
Avrupa Birliğine bağlı ülkeler için uygulanacak muhasebe standartları arayışına girildiğinde Dünya da uygulanan iki çeşit standart bulunuyordu
1.      Amerikan standartları (US-GAAP);
2.      IFRS(İnternational Financial Raporting Standards)
Avrupa 2002 yılında IFRS ‘ ı seçti.
IFRS, İASB(İnternational accounting Standart Board) kuruluşu tarafından geliştirilerek yayınlanan standartlardır.
Avrupa Birliği ülkelerinde (AB) daha önce 1982 ve 1983 yıllarında Komisyon tarafından çıkarılan 4 üncü direktif ile işletmelere uygulanacak muhasebe normlarında düzenlemeler getirilmişti. Bu direktif gereğince her ülke muhasebe ile ilgili kendi ulusal mevzuatında değişiklik yapmak zorunda kaldı. Muhasebe konusundaki direktifin üye ülkeler tarafından kabulünde ve kendi mevzuatlarına geçirilmesinde birlik sağlama bakımından büyük güçlükler yaşanmıştır.
Bunun üzerine komisyon, 2002 yılında IFRS nın bütün üye ülkeler tarafından uygulanmasını kabul etti.
Halen IFRS2005 uygulanmaktadır. AB ülkelerinde,
Konsolide finansal tabloların hazırlanması ve yayınlanması,
n      Kote olmuş bütün Avrupa şirketleri için mecburidir. (üye ülkeler kendi mevzuatlarında bu mecburiyeti getirmemiş olsalar bile).
n      Kote olmamış Avrupa şirketleri için konsolide finansal tablolarının hazırlanması bakımından mecburiyet yoktur. Ancak üye ülkelerden isteyenler bu şirketler için de konsolide finansal tablolarının hazırlanmasını kendi ülkelerinde mecburi kılabilirler.
Bireysel finansal tabloların hazırlanması bakımından ise ,
Üye ülkeler, kote olsun ya da olmasın, büyük olsun ya da KOBİ olsun bütün şirketler için bu tabloların hazırlanmasını mecburi ya da isteğe bağlı tutabilirler
Defter ve defter kayıtlarının IFRS ye göre tutulması konusunda bir mecburiyet yoktur. Yani defter kayıtları ulusal mevzuata göre tutulacak, zorunlu konsolide tablolar, bu kayıtlara göre hazırlanacak finansal tablolarda gerekli değişiklikler yapılarak hazırlanacaktır.(Bkz. Mémento Comptable 2008, Editions Francis Lefebvre)
 
3.      BİR AB ÜLKESİ FRANSA DA TİCARET KANUNU HÜKÜMLERİ VE IFRS
 
Diğer AB ülkeleri gibi Fransa’da da ulusal mevzuatlarında yer alsın ya da almasın IFRS bakımından AB nin yukarıda açıklanan mecburiyetlerine uyma zorunluluğu vardır.
Yani, Avrupa Birliği kararları gereği kote olan şirketler için IFRS e uygun konsolide finansal tabloların hazırlanması ve yayınlanması mecburiyeti vardır.
Fakat kote olmayan şirketlerin IFRS e uygun konsolide finansal tabloları hazırlamaları yönünden tam bir serbestlik, isteğe bağlılık vardır.
Fransız Ticaret Kanunu( Code De Commerce), Genel Muhasebe Planı gibi ulusal metinlerde IFRS ismen hiç yer almamıştır. Bu gün Fransa da ulusal muhasebe mevzuatı olarak,
Ticaret Kanunu hükümlerinin,
Genel Muhasebe Planı hükümlerinin,
Vergi mevzuatı hükümlerinin,
Uygulanması olduğu gibi sürmektedir. Ancak bu metinlerde IFRS den etkilenerek bazı değişiklikler yapılmıştır.
Muhasebe defterleri ve bunların kayıtlarının yapılmasında ve yıllık finansal tablolarının hazırlamasında Fransız ulusal mevzuatına uyma zorunluluğu vardır.
Tekrar belirtelim ki, bizdekinin aksine muhasebenin ve muhasebe defter ve kayıtlarının bütün tacirler tarafından IFRS ye göre tutulacağına dair Fransız Ticaret Kanunu’nda hiçbir hüküm yoktur.
Fransız Ticaret Kanununda tacirlerin muhasebe zorunlulukları konusundaki hükümler (Partie Législative) kısmında L123-12 ilâ L123-31 sayılı maddelerinde (Partie réglementaire) kısmında R123-172 ilâ R123-208-8 maddelerinde bulunmaktadır.
Buna göre Fransa da defterler ve defter kayıtları Fransız Ticaret Kanunu’na göre tutulur. Kanunda muhasebe konusunda genel hükümler ortaya konduktan sonra bazı ayrıcalıklar getirilmiştir.
Bilanço toplamı net 267.000 ilâ 3.650.000, net satış hasılatı 534.00 ilâ 7.300.00 euro arasında olan ve çalıştırdığı işçi sayısı 10-50 arasında bulunan tüzel kişilerle bireysel işletmeler için muhasebe kayıtlarının yapılmasında değerlendirilmelerde ve finansal tabloların hazırlanmasında genel hükümlere göre bazı kolaylıklar getirilmiştir. (L123-16)
Kolaylaştırılmış yönteme tabi bazı bireysel çalışan tacirler için borç ve alacaklarının yalnız dönem sonlarında tespit etme kolaylığı getirilmiştir.(L123-25)
Vergi kanunlarına göre tanınan kolaylıklardan faydalanan bazı gerçek kişi tacirler bizdeki işletme hesabı esasında olduğu gibi yalnız gelir ve giderlerini tarih sırası ile tespit edebilmektedir. Bu çeşit muhasebe Ticaret Kanunu yönünden de geçerli bulunmaktadır.(L123-28)
Seyyar satıcılar ve esnaf için de bazı hükümler vardır. (L123-29)
Defterlerin notere tasdik ettirilmesi konusunda hüküm yoktur.
Fransız Ticaret Kanunu’nda usulüne uygun tutulmuş bir muhasebenin sahibi tacirin defter kayıtlarının, muhasebesi usulüne uygun olmayan tacire karşı sahibi lehine delil olacağı dışında muhasebe ile ilgili herhangi bir yaptırım ve ceza yoktur.
Ancak hileli ve dolandırıcılığa varan uygulamalarda Ceza Kanunu’nda ve vergi kanunlarında hapis te dahil çeşitli para cezalar vardır.
Fransız Ticaret Kanunu’nda da şirketlerin aldatıcı ve hileli muhasebe bilgileri yayınlamaları ve benzeri durumlarda hapis ve 9 000 euro dan başlayan para cezaları vardır( Mad.L.241-1 ilâ L241-9)
4. TÜRKİYE MUHASEBE STANDARTLARI
 
4.1. Aslında Muhasebe Standartları Öğrenilmesi ve Uygulanması Çok Zor Olan Metinlerdir:
 
Muhasebe ve Finansal Tabloların Muhasebe Standartlarına göre düzenlenmesinin getireceği faydalar çok önemli olduğu kadar, bu metinlerin öğrenilmesinin ve uygulanılmasının da o kadar zor olduğunu söylemeliyiz. Muhasebe ve maliye konusunda ülkemizin en seçkin 7 Maliye Hesap Uzmanı TÜRMOB tarafından hazırlatılarak yayınlanan TİCARİ KARDAN MALİ KARA GEÇİŞ eserini hazırlayabilmek için üç yıl çalışmak zorunda kalmışlardır.( Bakz. Bu kitabın yazarlarına ait ön sözü) Bu nedenle olağan meslek mensuplarının bu metinleri uygulamakta ve öğrenmekte çok zorlanacakları açıktır.
Üstelik, aşağıda açıklayacağımız üzere, Muhasebe Standartlarının kötü bir tercüme ile hazırlanmış olması, Vergi Usul Kanunu ve Muhasebe sistemi Tebliğleri ile bağlantı sağlanarak alt yapının henüz hazırlanmamış olması, bu metinlerin uygulanmasını daha zor duruma sokacaktır.
 
4.2. Türkiye Muhasebe Standartları tercüme edilmişler fakat Türkçeleştirilmemişlerdir
 
Türkiye Muhasebe StandartlarıIFRS metinlerinin birebir tercümesi sureti ile meydana getirilmiştir. ( Bakz. TÜRMOB yayını Ticari Kâr dan Mali Kâr a Geçiş)
Ne var ki tercüme edilmişler fakat Türkçeleştirilmemişlerdir. Kullanılan dildeki ifadeler bazen bilmece gibidir. Anlaşılması güç soyut olay ve işlemlerden söz edilmektedir. Bunlara, aşağıda (KOBİ TFRS) danalınan, birkaç örnek verilmiştir;
1.
 
1.4          Bazı işletmeler, müşterileri, alıcıları veya işletmenin yönetimine dâhil olmayan üyeleri tarafından kendilerine finansal kaynaklar emanet edilmiş olması ve bu kaynakları yönetmekte olmaları nedeniyle, güvenilir kişi sıfatıyla geniş bir kitle adına bazı varlıkları muhafaza etmek durumunda olabilirler. Ancak, söz konusu varlıkları esas faaliyetleriyle ilişkili olarak edinmekle birlikte, bu işlemlerin esas faaliyet konusunu teşkil etmediği işletmelerin kamuya hesap verme yükümlülüklerinin bulunduğu kabul edilemez
 
2.
Finansal olmayan varlıklar
2.49        İlk muhasebeleştirmede tarihi maliyet üzerinden ölçülen finansal olmayan varlıkların birçoğu, izleyen dönemlerde diğer esaslara göre ölçülür. Örneğin;
(a)           Maddi duran varlıklar, itfa edilmiş tarihi maliyetleri ile geri kazanılabilir değerlerinden düşük olanı üzerinden ölçülür.
 (b)          Stoklar, maliyetleri ile tamamlanma ve satış maliyetleri düşülmüş satış fiyatlarından düşük olanı üzerinden ölçülür
3.
Ölçüm işleminin güvenilirliği
2.30        Muhasebeleştirme koşullarından ikincisi, ilgili kalemin güvenilir olarak ölçülebilen bir maliyetinin veya değerinin bulunmasıdır. Bir kalemin maliyeti veya değeri genellikle belirlidir. Ancak, bazı durumlarda bunların tahmin edilmeleri gerekir. Makul tahminlerin kullanılması finansal tabloların hazırlanmasındaki önemli unsurlardan biri olup, finansal tabloların güvenilirliğini zayıflatmaz. Güvenilir bir tahmin yapılamadığında, ilgili kalem finansal tablolara yansıtılmaz.
4.
Bugünkü değer   İşletmenin normal akışı içerisindeki gelecekteki nakit akışlarının indirgenmiş bugünkü değerinin cari tahminidir.
5.
Toplam kapsamlı kârın sunumu
5.2          Döneme ilişkin toplam kapsamlı kâr aşağıdaki yöntemlerden biri ile sunulabilir:
(a)           Döneme ilişkin gelir ve gider kalemlerinin tamamı kapsamlı gelir tablosu olarak nitelenen tek bir tabloda raporlanır veya
(b)           Gelir tablosu ve kapsamlı gelir tablosu isimleriyle iki ayrı tabloda sunulur. Gelir tablosunda, bu Standardın özkaynaklarda muhasebeleştirilmesini öngördüğü gelir ve giderler dışında kalan, dönem kâr veya zararını oluşturan kalemler sunulur.
6.
Özkaynak değişim tablosu
Amaç
6.2          Özkaynak değişim tablosu, raporlama dönemine ilişkin kâr veya zarar tutarını, döneme ilişkin olarak diğer kapsamlı gelirde muhasebeleştirilen gelir ve gider kalemlerini, düzeltilen hataların ve muhasebe politikalarındaki değişikliklerin etkilerine ilişkin olarak dönem içerisinde muhasebeleştirilen tutarları ve dönem içerisinde özkaynak yatırımcılarının işletmeye yaptığı yatırım tutarı ile yatırımcılara dağıtılan temettü ve benzerlerinin tutarını gösterir.
7.
11.3.          Birfinansal araç, bir işletmenin bir finansal varlığa; başka bir işletmenin de bir finansal borç veya özkaynağa dayalı finansal araca sahip olmasına neden olan bir sözleşmedir.  
 
8.
lk ölçüm
12.7        Bir finansal varlık veya finansal borç ilk muhasebeleştirildiğinde, gerçeğe uygun değeri ile ölçülür. Bu değer, normalde işlem fiyatıdır.
9.
Stokların ölçülmesi
13.4        Stoklar, maliyet değeri ile tahmini satış fiyatından, tamamlanma maliyetlerive satışa ilişkin
maliyetler düşüldükten sonraki değerin düşük olanı üzerinden değerlenir.
10.
Satın alma maliyetleri
13.6            Stokların satın alma maliyetleri; satın alma fiyatı, ithalat vergileri ve diğer vergiler (işletme tarafından vergi idaresinden iade alınabilecekler hariç) ve nakliye, yükleme/boşaltma maliyetleri ile mamul, malzeme ve hizmetlerin elde edilmesiyle doğrudan ilişkilendirilebilen diğer maliyetleri içerir.
11.
Vergiye esas değer
29.11     Vergiye esas değer; bir varlığın, borcun veya özkaynağa dayalı finansal aracın yürürlükte olan veya yürürlüğe girmesi kesine yakın olan vergi kanunu kapsamında ölçülmesidir. Konsolide vergi beyannamesi hazırlandığı durumlarda, vergiye esas değer bu beyannameye uygulanan vergi kanunlarına uygun olarak belirlenir. Farklı faaliyetler için ayrı ayrı vergi beyannamelerinin verildiği durumlarda, vergiye esas değer her bir vergi beyannamesine uygulanan vergi kanunlarına göre belirlenir.
29.12     Vergiye esas değer; bir varlığın defter değerinin geri kazanılması veya borcun ödenmesi üzerine vergiye tabi kâra eklenecek veya indirilecek tutarları ifade eder.   Özellikle:
(a)           Raporlama dönemi sonunda varlığın defter değerinin satış yolu ile geri kazanıldığı durumlarda, bu varlığın vergiye esas değeri vergiye tabi kâra ulaşılırken indirilebilecek olan tutara eşit olur. Varlığın satış yolu ile geri kazanılmasının vergiye tabi kârı etkilemediği durumlarda, vergiye esas değer defter değerine eşit olarak kabul edilir.
(b)           Raporlama dönemi sonunda borcun defter değeri üzerinden ödenmesi sonucunda vergiye tabi kâra ulaşılırken indirilebilecek olan tutarın bu borcun defter değerinden düşülmesinden (veya vergiye tabi kâr içerisinde yer alan tutarlar eklendikten) sonra bulunan tutar, söz konusu borcun vergiye esas değerine eşit olur. Ertelenmiş hasılat örneğinde, ilgili borcun vergiye esas değeri, defter değerinden gelecek dönemlerde vergiye tabi olmayacak olan hasılat tutarı düşüldükten sonra kalan değerdir.
29.13     Bazı kalemler, vergiye esas değerleri olmakla birlikte varlık veya borç olarak muhasebeleştirilmezler. Örneğin; araştırma maliyetleri gerçekleştiklerinde gider olarak muhasebeleştirilir ancak gelecekteki bir döneme kadar vergiye tabi kârın belirlenmesinde indirilmelerine izin verilmeyebilir. Dolayısıyla, araştırma maliyetlerinin defter değerleri bulunmaz ve vergiye esas değerleri gelecek dönemlerde indirilebilecek olan tutardır. İşletme tarafından ihraç edilen özkaynağa dayalı finansal araçlar da gelecek dönemlerde indirimler yapılmasına neden olabilir. Bu durumlarda, finansal durum tablosuna bir varlık veya borç yansıtılmaz. Ancak, vergiye esas değer, gelecek dönemlerde yapılacak indirimlerin tutarıdır.
 
4.3.Bir Terim Kargaşası Vardır:
 
Muhasebe standartları metinlerinde, “Anlaşılabilirlik”; “İhtiyaca uygunluk”; “Fayda ve maliyet dengesi”.gibi ilkeler den söz edilmesine rağmen, IFRS yi tercüme edenler, terim seçiminde bu ilkelere uygun hareket etmemiştir.
Terim seçiminde bulunurken şu belgelerde yer alan terimlerin göz önünde bulundurulması ve büyük bir zorunluluk olmadıkça yerleşmiş ve bilinen terimlerin değiştirilmemesi gerekirdi:
1.      Türk Dil Kurumu Sözlüğü;
2.      Vergi Usul Kanunu Hükümleri;
3.      Muhasebe Sistemi Genel Tebliğleri;
4.      Geleneksel Muhasebe Dili,
Ancak böyle yapılmamış Türkiye de bu metinler hiç yokmuş gibi davranılmış, yüz yıldan beri muhasebe uygulamalarında yerleşmiş terimlere anlaşılması güç yeni yeni adlar verilmiştir.
(KOBİ TFRS)Kobi Muhasebe Standartları metinlerinde yer alan ve dikkati çeken yeni terimler şunlardır:
1.ÖLÇÜM:
Bu terimden ayrıca ÖLÇMEK, OLÇME, ÖLÇÜLME gibi sözcükler üretilmiştir.
Muhasebe standartları metinlerinde tabir caizse adım başına çok sık kullanılan bir terimdir.
(KOBİ TFRS) sözlüğünde yapılan tanımlama aşağıdaki gibidir:
Ölçüm Finansal tablolarda yer alan unsurların finansal durum tablosunda ve kapsamlı gelir tablosunda muhasebeleştirilecekleri ve gösterilecekleri parasal tutarlarınbelirlenmesi işlemini ifade eder.
Başka bir yerde ise şöyle tanımlanmaktadır:
2.33     Ölçme, finansal tablolarda yer Alan balk, boric, gelir ve giderlerin ölçüleceği parasal tutarların belirlenmesi işlemidir.
Aşağıdaki cümlede nedense ölçülür denmiyor, değerlenir deniyor.
13.4     Stoklar, maliyet değeri ile tahmini satış fiyatından, tamamlanma maliyetleri ve satışa ilişkin maliyetler düşüldükten sonraki değerin düşük olanı üzerinden değerlenir.
 
2.30          Muhasebeleştirme koşullarından ikincisi, ilgili kalemin güvenilir olarak ölçülebilen bir maliyetinin veya değerinin bulunmasıdır.
 
Bütün bu tanımlamalara göre TFRS dilinde ölçümün anlamı bizim bildiğimiz DEĞERLEMEDİR, tutar belirleme dir. Neden bilinen DEĞERLEME terimini kullanmıyoruz belli değildir.
Halbuki ÖLÇÜ sözcüğü dilimizde değer değil, nicelik değil, nitelik bildiren bir terimdir. Nitekim,
T. Dil Kurumu sözlüğünde ölçmek aşağıdaki biçimde tanımlanmaktadır:
Ölçmek -er
-i
1. -i En, boy, hacim, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiklerini belirtmek
"Dükkânda arşınla kumaş ölçmekle ömür çürütemeyeceğimi söyledim." – N. Cumalı
 T. Dil Kurumu sözlüğünde DEĞERLEME ise aşağıdaki gibi tanımlanmaktadır:
değerleme
isim
1. isim Değerlemek işi
2. Değer biçme, bir malın değerini belirleme, valüasyon
Bu son tanımlama TFRS dilinde ÖLÇÜ olrak yapılan tanılamaya eşit bir tanımlamadır.
 
2.
-          TARİHİ MALİYET,
-          TAMAMLANMA MALİYETİ,
-          TAHMİNİ SATIŞ FİYATI,
-          CARİ ALIŞ FİYATI,
-          İŞLEM FİYATI
-          CARİ TAHMİN
-          İTFA EDİLMİŞ MALİYET,
 
Gibi terimler, TFRS metinlerinde sıklıkla kullanılan, fakat tanımlanması yapılmamış terimlerdir.
 
4.     Nasıl tespit edileceği bilinemeyen yeni terimler kullanılmaktadır:
 
Geri kazanılabilir tutar Varlığın (veya nakit yaratan birimin) satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değeri ile kullanım değerinden yüksek olanıdır.
Kullanım değeri                Bir varlıktan veya nakit yaratan birimden kaynaklanması beklenen gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değeridir.
Bugünkü değer   İşletmenin normal akışı içerisindeki gelecekteki nakit akışlarının indirgenmiş bugünkü değerinin cari tahminidir.
Defter değeri      Bir varlığın ya da borcun finansal durum tablosunda muhasebeleştirilmiş değeridir
Dönüştürme maliyetleri; direkt işçilik giderleri gibi, üretim birimleri ile doğrudan ilişkilendirilebilen maliyetleri içerir.
 
 
4.4. Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları, Hazırlanırken Ülkemizde Muhasebeye Yön Veren Mevcut Metinlerle Hiç Bir Bağlantı Kurulmamıştır:
 
Şimdiye kadar muhasebeye yön veren,
-- Vergi Usul Kanunu Hükümleri,
-- Muhasebe Sistemi Genel Tebliğleri,
-- Vergi Kanunlarındaki Diğer hükümler,
Yokmuş gibi varsayılmış, bu metinlerle en küçük bir bağlantı kurulmamıştır.
Halbuki, (TMS) lerin uygulanmağa başlanması ile birlikte işletmeler muhasebelerini (TMS) lere göre yönlendirecekler, defterlerde kayıtları TMS ye göre yapacaklardır.
Bu muhasebeye göre hazırlanan muhasebe kayıtları ve finansal tablolar, vergi mevzuatı yönünden geçerli olmayacaktır. Bu durum özellikle asıl anlamı ile KOBİ leri çok zor durumda bırakacaktır.
Bu durumu olabildiğince önleyebilmek için VUK hükümlerinin gözden geçirilmesi (TMS) ile VUK metinlerinde benzerlik sağlanabilecek hükümlerinin düzeltilmesi gerekir. Daha şimdiden enflasyon muhasebesi, finansal kiralama gibi konularda (TMS) ile VUK metinlerinde paralellik vardır. Yapılacak düzenlemelerle ayrılıklar en aza indirilebilir.
Diğer taraftan (TMS) ile Muhasebe Sistemi Genel Tebliğleri arasında bir bağ kurulması kaçınılmazdır. (TMS) hükümleri yerine getirilirken hangi hesapların kullanılacağının açıklanması bir zorunluluktur.
Bunlar uygulanmağa başlandıktan sonra yapılabilir denemez. Çünkü yapılacak hatalar için ağır ceza yaptırımları vardır.
 
4.5. (TMS) Ye Göre Tutulacak Muhasebeye Dayanılarak Hazırlanacak Finansal Tablolar Ne Derecede Gerçeği Gösterecektir.?
 
Türkiye gibi enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde finansal tabloların gerçekliğini sağlayabilmek için en önemli koşul, bir enflasyon muhasebesinin uygulanması zorunluluğudur.
(KOBİ TFRS) in 31 inci bölümünde, soyut bazı belirtilerin ortaya çıkmasından başka, son üç yılın kümülatif enflasyon oranının %100’e yaklaşması veya bu oranı aşması durumunda parasal olmayan değerlerde enflasyon düzeltmesi yapılması ön görülmüştür.
VUK. da da benzeri hükümler vardır. VUK. na göre de,
Kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri fiyat endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100'den ve içinde bulunulan hesap döneminde % 10'dan fazla olması halinde malî tablolarını enflasyon düzeltmesine tâbi tutarlar”
Bu durumda enflasyon muhasebesi yönünden (TMS) ve VUK na göre hazırlanacak finansal tablolar arasında fazla bir fark olmayacaktır.
Ayrıca şurasını da belirtmek yerinde olur ki, Enflasyon düzeltmesi yapılsa bile finansman tablolarındaki parasal olmayan değerler, bazı durumlarda % 30 kadar gerçeklikten uzak olabilecektir.
Doğruluk ve gerçeklik uğruna işletmeleri bunca fedakarlığa zorlayan yeni T. Ticaret Kanunu ve (TMS) uygulamalarından sonra bile finansal tabloların gerçeği göstermekten uzak olacağı açıktır.
Kaldı ki, diğer konulardaki farklılıklar, (TMS) ve VUK na göre hazırlanacak finansal tablolar arasında % 10 dan fazla bir farklılık yapmayacaktır kanısındayız.
 
5.      MUHASEBE SİSTEMİ GENEL TEBLİĞLERİ İLE, VERGİ MEVZUATI İLE BAĞLANTI KURMADAN, OLABİLECEK UYUŞUMLAR SAĞLANMADAN TMS NIN YÜRÜRLÜĞE SOKULMASI MUHASEBE UYGULAMALARINDA BÜYÜK BİR KARGAŞAYA YOL AÇACAKTIR.
 
İlkin TMS ler yeniden gözden geçirilerek, bu metinler Türkçeleştirilmeli, sadeleştirilmeli, fazla ayrıntılardan kaçınılarak anlaşılabilir ve öğrenilebilir bir duruma getirilmelidir.
Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunları gözden geçirilerek, vergicilik bakımından sakınca getirmeyen değişiklikler yapılmalı terim benzerlikleri ve mümkün olabilecek kadar uyuşum sağlanmalıdır. Diğer taraftan Muhasebe Sistemi Genel Tebliğlerinde yapılacak değişikliler, bu tebliğlere yapılacak eklemelerle TMS nin gerektirdiği bazı işlemlerin hangi hesaplarda ve nasıl muhasebeleştirileceği belirlenmelidir.
Bunlar yapılmadan uygulamalara geçilmesi muhasebe uygulamalarında büyük bir kargaşaya yol açar.
 
6.      MUHASEBE VE DEFTER TUTMADA VERGİ KANUNLARININ GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEKTEN BAŞKA BİR AMACIN OLMADIĞI DURUMLARDA (TMS) LERE GÖRE MUHASEBE YAPMAĞA NEDEN GEREK GÖRÜLÜR?
 
Bir işletme halka açık bir şirket değilse,ihraç ettiği menkul değerler, hisse senetleri menkul kıymetler borsasına kote edilmemişse, halka açık bir şirket değilse işletme sahiplerinin vergi dışında kamuya hesap vermesi için hiçbir neden yoktur.
Bu işletmelerin finansal tablolarının “milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazan” ması, “İşletmenin finansal durumu, finansal performansı ve nakit akışları hakkında geniş bir kullanıcı kitlesinin ekonomik kararlar almalarına yardımcı” olması, “İşletme yöneticilerin kendilerine emanet edilen kaynakları ne etkinlikte kullandıklarını da göstermek” ne işe yarayacaktır
TMS ye uymanın işletmelerin yurt dışında tanınabilirliğini ve güvenirliğini sağlayacağı, ayrıca kredi veren kuruluşlardan daha kolay kredi alınabileceği gibi faydalardan da söz edilmektedir.
Bu çeşit işletmeler yurt dışında ortaklık ve işbirliği kurmaları çok az rastlanacak bir durumdur. Böyle bir ilişki içine girilmesi durumunda finansal tablolar, vergi kanunlarına göre hazırlanan finansal tablolarda yapılacak değişikliklerle IFRS ye uygun bir biçime sokulabilir. Kredi kuruluşlarından kolay kredi teminine gelince, kredi kuruluşları, işletmeler defterlerini nasıl tutarsan tutsun, finansal tablolarını nasıl hazırlarsan hazırlasın, kendi finansal analistleri tarafından kredi alacak kuruluşun muhasebesinde gerekli incelemeleri yapmadan kredi vermemektedirler.
Zaten vergi uygulamaları bakımından muhasebe ve defter tutma bakımından bu konuda çalışan meslek mensuplarına çok aşırı yükler ve istekler yüklenmiştir. TTK nu tarafından bu yüklerin daha da artırılması işletmelerin altlarından kalkamayacakları giderlere katlanmalarına neden olacaktır.
Bu nedenle bireysel nitelikte çalışan işletmelerle az ortaklı kişisel şirketlere, hatta az ortaklı sermaye şirketlerine muhasebe ve defter tutma yönünden vergi kanunların gereklerinden daha fazla yük yüklenmemelidir. İsteyenler muhasebelerini daha üst derecede örgütleyebilir.
 
7. 6102 SAYILI TTK. HÜKÜMLERİNİN VE TMS LERİN UYGULANABİLİRLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER:
 
İlkin TMS lerin metinleri yeniden yazılmalı, bunlar Türkçeleştirilmeli, sadeleştirilmeli, anlaşılabilir ve öğrenilebilir duruma getirilmelidir.
Vergi mevzuatında yapılacak değişikliklerle vergiciliğin zorunlu kılmadığı durumlarda TMS ile uyum sağlanmağa çalışılmalıdır.
Vergi mevzuatı, TMS, Muhasebe Sistemi Genel Tebliğleri, TTK arasında bir terim birliği sağlanmalıdır.
Türkiye Genel Hesap Planı niteliğinde bulunan Muhasebe Sistemi Genel Tebliğlerinde değişiklik yapılarak TMS nin gerektirdiği özel muhasebe işlemlerinde hangi hesapların kullanılacağı, bu hesapların nasıl işleyeceği gösterilmelidir.
Diğer taraftan 6102 Sayılı TTK. Nun muhasebe ile ilgili hükümleri gözden geçirilerek, bu hükümlerde bulunan eksiklikler, tezatlar ve aşırılıklar giderilmeli menkul değerleri borsaya kote olmamış gerçek ve tüzel kişiler için TMS lerin uygulanması mecburiyeti kaldırılmalı, tacirlere defter tutmada derece derece azaltılmış işlem ve yükümlülüklerle kolaylıklar, esneklikler sağlanmalıdır.
Muhasebe denetiminde aşırılığa varan hükümler düzeltilmelidir.
Özellikle yalnız vergi kanunları için muhasebe tutan, maliye dışında kamuya hesap verme zorunluluğu olmayan bireysel gerçek kişi işletmelerle, az ortaklı tüzel kişiler, bu arada az ortaklı sermaye şirketlerine istedikleri takdirde yalnız vergi mevzuatının gereklerine göre defter tutma olanağı verilmelidir.
Vergi kanunlarında muhasebe ve defter tutma bakımından yeterinden daha fazla cezalar vardır. Ayni konularda ayrıca TTK. nunda ceza hükümlerine gerek yoktur.
 
7.      SONUÇ:
 
6102 Sayılı TTK. nun bir çok faydalı ve gerekli, getirilmesi artık kaçınılmaz hükümleri vardır ama, 6102 Sayılı TTK. nun mevcut hükümleri ile ve TMS. ler mevcut kümleri ile uygulandığı takdirde yurdumuzda mevcut ticaret işlemlerinin % 90 nı, ki bunlar çoğunlukla KOBi niteliğindedir, çok zor durumda kalacak, muhasebeleri içinden çıkılmaz duruma gelecektir. Üstelik TMS uygulamaları bu işletmelere, hatta tüm ülkemize hiçbir yarar getirmeyecektir.
Bu günkü durumu ile eğer değişiklik ve yeni düzenlemeler yapılmazsa 6102 Sayılı TTK. uygulamaları yüzünden iş yapanların başları tam anlamı sıkıntıya girecektir.
İnsanlarımız başlarını sıkıntıya sokmak için iş hayatına girmezler. Bu durumda KOBİ lerde büyük bir tasfiye olacak, kayıt dışı ekonomi artacak, sermaye gayrimenkul spekülasyonu gibi alanlara kayacaktır.  Meydan çok uluslu şirketlere kalacaktır.
Bu gün bile iş adamlarımız Türkiye deki ağır çalışma koşullarından kurtulmak için yurt dışına kaçmakta, yurt dışında Gürcistan, Bulgaristan, Suriye, Mısır, Orta Asya Türk Devletleri gibi ülkelerde yatırım yapmayı yeğlemektedirler. Bu akım hızlanacaktır.
Bütün dünyada KOBİ leri artırmak, kurumlaşmayı yüreklendirmek için çeşitli tedbirler alınırken Türkiye de bunun tersini yapmak akıl dışıdır.
Bazı hevesler uğruna KOBİ lerde TMS uygulamaları yapılmamalıdır.
6102 Sayılı TTK., TMS ve Vergi Mevzuatı ile Muhasebe Sistemi Genel Tebliğlerinde yukarıda arz ettiğimiz değişikler yapılmalı bir süredir yeni TTK. yüzünden nefesini tutmuş bulunan iş dünyasına nefes aldırılmalıdır.